Salgında zor sınav

Covid-19 salgını, 2 milyarı aşkın öğrenciye eğitim veren 63 milyon eğitimcinin zorlu bir sınav vermesine neden oldu.

Dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını, 2 milyarı aşkın öğrenciye eğitim veren 63 milyon eğitimcinin zorlu bir sınav vermesine neden oldu. Bir yandan yeni nesil teknolojiye ve online eğitime adapte olmaya çalışan öğretmenler diğer yandan öğrencilerin morallerini yüksek tutmak için uğraştılar. Peki, koronavirüs salgını süreci sonrası dönüşen eğitim sistemi, öğretmenlerin rol ve yeterliliklerini de değiştirecek mi

Eğitimin gündeminin masaya yatırıldığı “Yolun Başındayken” programında Dr. Görkem İldaş, Esenyurt Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özlem Arzu Azer ve Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Deniz Emecen’i ağırladı. Programda, salgından etkilenen 200’e yakın ülkede eğitim kurumlarının kapılarını kapattığı, dünyada 2 milyar öğrencinin, Türkiye’de ise 25 milyon öğrencinin süreçten etkilendiği konuşuldu. Bu süreçte en büyük yük öğretmenlerin sırtındaydı. Eğitimciler de gelecekteki öğretmenlerin rolü ve yetiştirecekleri nesillere nasıl hazırlanmaları gerektiği konusunu masaya yatırdı.

Salgın sürecinin hem Türkiye hem de dünya çapında beklenmedik etkileri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Deniz Emecen, tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19’un hayatımızı çok ciddi bir şekilde değiştirdiğini belirterek, “En çok etkilenen sektörlerin başında da çok geniş bir kitleyi ilgilendirdiği için eğitim sektörü geliyor. Çok hazırlıksız yakalandık hem sistem olarak hem öğretmenler, öğrenciler, aileler olarak.” diye konuştu. Z kuşağı öğrencilerinin sürece tam uyum sağladığını anlatan Prof. Emecen, bu sürecin eğitim fakülteleri açısından bir kazanç olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi. Prof. Emecen, şunları söyledi:

“Eğitimciler ile yeni nesil arasında kuşak farkı var. Eğitimcilerin büyük bir kısmı X ve Y kuşağına dahil. Ama eğitim verdiğimiz kitle Z kuşağı. Bizlerin zamanında Jetgiller’den seyrettiği hayatı, bizzat deneyimleme fırsatına sahip olduk. Dolayısıyla bu, eğitimcilerin de kendini yenilemesi anlamına geldi. Ve kuşaklar arasındaki farkın korkulacak bir şey olmadığını, sadece yönetilmesi gereken bir süreç olduğunu gördük. Ve bu süreçte teknolojinin ve sanal dünyanın içine girerek, aslında Z kuşağına yanaştık, yakınlaştık. Onların dilini anlar ve öğrenir olduk.”

Bundan sonra uzaktan eğitimin hayatın bir parçası olacağını söyleyen Emecen, eğitim fakültelerinde yetiştirilen öğretmenlerin yeni nesil teknolojinin içerisinde yer alması ve üniversitelerin ilgili programlarını bilgi – teknoloji sistemlerini en iyi şekilde kullanan öğretmenler yetiştirecek şekilde yapılandırması gerektiğini vurguladı. Emecen, “Bundan sonra her zaman okula gitmeyi gerektiren değil, bazen okulun ve başka mekanların okulun yerine geçebileceği sistemler kurmanın arifesindeyiz.” dedi.

Esenyurt Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özlem Arzu Azer ise, eğitim sisteminin geleceğine bakıldığında dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğunun ortaya çıktığını, dünyanın bundan sonra daha farklı, teknoloji odaklı bir hal alacağını söyledi. Prof. Azer, Z kuşağının çok hızlı yaşadığını, çok hızlı tükettiğini ve teknolojiye çok aşina oldukları için geleceğin dünyasına çok kolay adapte olacaklarını ifade etti. Z kuşağı eğitiminin bu nedenlerle çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Azer, “Z kuşağı teknolojinin içine doğdu, çok yaratıcı, yeniliğe çok açıklar ancak sanat, edebiyat gibi yönlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Bu eksikliği tamamlamak gerekiyor. Bu da üniversitelerin görevidir.” diye konuştu.

Hibya Haber Ajansı

Okunma