Reklam
Vakıfbank 970x250
Tarih : 2026-03-04 11:08:06

İran'daki çatışma, küresel ekonomi için gerçek bir stres testi

Kıymetli madenler sektörü uzmanı Prof. Dr. Metin Duyar, HİBYA'ya yaptığı açıklamada, İran merkezli çatışmanın yalnızca askeri bir gelişme değil, küresel ekonomik sistemin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren bir sınava dönüştüğünü söyledi.

Bu süreci yalnızca cephe hattından okumanın eksik kalacağını, asıl etkilerin enerji fiyatlarında, enflasyon beklentilerinde ve piyasalardaki risk algısında görüldüğünü belirten Duyar, modern çağda savaşın sadece sahada yaşanmadığını, fiyatlarda, tedarik zincirlerinde ve merkez bankalarının kararlarında da kendini gösterdiğine işaret etti.

Prof. Dr. Duyar, jeopolitik gerilimin artık doğrudan ekonomik dengelere yansadığını, petrol fiyatı yükseldiğinde para politikasını etkilediğini, belirsizlik arttığında yatırım kararlarının ertelendiğini, risk algısı yükseldiğinde sermayenin güvenli limanlara yöneldiğini bildirdi.

Savaşlar siyasi başlar, fakat ekonomik sonuçlarla ölçülür

Prof. Dr. Metin Duyar, İran'daki çatışmanın yalnızca bölgesel bir güvenlik meselesi değil, küresel ekonomi için gerçek bir stres testi olduğunu vurguladı.

Savaşların siyasi kararla başladığını, fakat ekonomik sonuçlarla ölçüldüğüne işaret eden Duyar, ''Enerji akışı, finansman maliyeti, ticaret hacmi ve büyüme beklentisi devletlerin hareket alanını belirler. Bir savaşın sürdürülebilir olup olmadığı, çoğu zaman askeri kapasiteyle değil, ekonomik dayanıklılıkla anlaşılır.'' dedi.

Duyar, İran'ın bulunduğu coğrafyanın, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin deniz yoluyla geçtiği Hürmüz Boğazı'na komşu olduğunu, çatışmanın ilk saatlerinden itibaren petrol fiyatlarında sert dalgalanmalar görüldüğünü, brent petrolün hızla yükselmesinin, piyasanın ''arz kesintisi olasılığını'' fiyatladığını gösterdiğini söyledi.

Enerji piyasasının yalnızca arz-talep dengesi üzerinden değil, belirsizlik üzerinden de çalıştığını aktaran Duyar, şöyle konuştu:

''Sigorta maliyetleri artıyor, tanker rotaları yeniden hesaplanıyor, vadeli kontratlar daha pahalı hale geliyor. Bu zincirleme etki, küresel enflasyon beklentilerini yukarıya çekiyor. Avrupa Merkez Bankası ve FED'in faiz indirim patikasına ilişkin hesapları bir anda yeniden gözden geçiriliyor. Savaşın ilk ekonomik sonucu, para politikasında tereddüt üretmek oldu. Uluslararası piyasalarda görülen ilk refleks, klasik riskten kaçış davranışı. Hisse senetlerinde dalgalanma artarken, altın ve güvenli liman varlıklara yönelim güçleniyor. ABD tahvillerine talep artışı, yatırımcıların belirsizlik karşısında temkinli pozisyon aldığını gösteriyor.''

Prof. Dr. Duyar, bu hareketlerin panik değil, temkin olduğunu belirterek, ''Piyasalar genellikle savaşın kendisinden çok, savaşın uzama ihtimalini fiyatlar. Üç günlük çatışma kısa vadeli şok üretir. Üç haftalık çatışma enflasyon üretir. Üç aylık çatışma ise resesyon ihtimalini gündeme getirir. Uluslararası ekonomi basınının altını çizdiği temel nokta bu süre.'' ifadesine yer verdi.

Orta Doğu'daki her sarsıntı, Pekin'in büyüme hesaplarını etkiliyor

Metin Duyar, Çin'in dünyanın en büyük enerji ithalatçılarından biri olduğunu, Körfez bölgesinin, Çin sanayisinin enerji damarlarından biri konumunda bulunduğunu bildirdi.

Petrol fiyatındaki her artışın Çin'in üretim maliyetlerine doğrudan yansıdığını, Çin ekonomisinin büyüme hızının son yıllarda yavaşlamışken, enerji maliyetlerindeki artışın ek baskı yaratacağını dile getiren Prof. Dr. Duyar, ''Çin için mesele yalnızca enerji fiyatı değil, enerji güvenliği. Uzun vadeli kontratlar, alternatif tedarik hatları ve Yuan üzerinden ticaret girişimleri bu nedenle önem kazanıyor. ABD'nin İran üzerindeki askeri baskısı, dolaylı olarak Çin'in enerji erişimini daha pahalı ve daha kırılgan hale getiriyor. Bu durum Washington'un bilinçli bir stratejik hamlesi mi, yoksa yan etki mi sorusu tartışmaya açık. Fakat sonuç net, Orta Doğu'daki her sarsıntı Pekin'in büyüme hesaplarını etkiliyor.'' dedi.

Duyar, Avrupa ekonomilerinin enerji ithalatına bağımlı olduğunu, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında hassaslaşan enerji dengesinin, yeni bir Orta Doğu şokuna karşı savunmasız olduğunu belirterek, ''Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış, sanayi üretimini ve tüketici fiyatlarını yukarı çekecektir. Avrupa enerji fiyatı kaynaklı 'ikinci tur enflasyon' riski kaçınılmaz gözüküyor. Merkez bankaları için bu tablo, zor bir denge anlamına geliyor. Büyüme yavaşlarken, faiz indirmek gerekir, enflasyon yükselirken faiz yüksek tutulur. Savaş ekonomisi, para politikasını köşeye sıkıştıracaktır.'' diye konuştu.

Taşımacılık, lojistik ve sanayi girdileri enerjiye duyarlıdır

Prof. Dr. Duyar, enerji ithalatçısı ülkeler için bu savaşın daha doğrudan ve daha katmanlı sonuçlar üreteceğini söyledi.

Türkiye'nin bu kategorinin tipik örneklerinden biri olduğunu anlatan Duyar, ''Enerji faturasının önemli bölümü petrol ve doğal gaz ithalatına dayanır. Petrol fiyatındaki her kalıcı artış, cari açık üzerinde otomatik baskı yaratacaktır. Türkiye'nin yıllık enerji ithalatı, küresel fiyatlara yüksek duyarlılık gösterir. Brent petrol fiyatında 10 dolarlık artış, yıllık enerji faturasını milyarlarca dolar yukarı çekebilir. Bu durum yalnızca dış ticaret dengesini değil, döviz talebini de artıracaktır.'' ifadesini kullandı.

Duyar, döviz talebindeki artışın kur üzerinde baskı ürettiğini, kur hareketinin ise enflasyon kanalından ekonomiye yeniden yansıyacağına işaret ederek, şöyle devam etti:

''Burada zincir mekanizması nettir, petrol fiyatı → enerji faturası → cari açık → döviz talebi → kur → enflasyon. Türkiye ekonomisi geçmiş yıllarda bu döngüyü defalarca yaşamıştır. Enerji fiyat şokları genellikle iki kanaldan etkili olur, doğrudan akaryakıt fiyatları ve dolaylı üretim maliyetleri. Taşımacılık, lojistik ve sanayi girdileri enerjiye duyarlıdır. Bu nedenle savaşın etkisi yalnızca pompaya yansıyan fiyatla sınırlı kalmaz, üretici fiyatları üzerinden tüketici enflasyonuna doğru ilerler. Bir diğer kritik başlık risk primi meselesidir. Küresel belirsizlik arttığında, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akımları yavaşlar. Türkiye gibi ekonomiler, küresel finansman koşullarına duyarlıdır. ABD tahvil faizlerinin yükselmesi veya güvenli liman talebinin artması, gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarını azaltabilir. Bu durum, hem kur istikrarını, hem de finansman maliyetlerini etkileyecektir.''

Jeopolitik konum faktörünün göz ardı edilmemesi gerektiğini anımsatan Duyar, Türkiye'nin hem enerji geçiş yollarına yakınlığı, hem de bölgesel güvenlik dengeleri nedeniyle risk algısında ayrı bir kategoriye konabileceğini bildirdi.

Duyar, çatışmanın genişleme ihtimalinin, turizm gelirleri ve yatırım kararları üzerinde psikolojik etki yaratabileceğini, bu etkinin ekonomik verilerden önce beklentiler üzerinden çalıştığını, bununla birlikte Türkiye'nin bazı tampon mekanizmalarının da olduğunu ifade ederek, şunları aktardı:

''Enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirme çabaları, LNG kapasitesi, yenilenebilir enerji yatırımları ve Karadeniz doğal gaz üretimi, orta vadede dışa bağımlılığı kısmen azaltmayı hedeflemektedir. Ancak kısa vadeli fiyat şoklarına karşı bu unsurlar sınırlı koruma sağlayacaktır. İran merkezli savaş, Türkiye için yalnızca dış politika meselesi değildir. Enerji maliyetleri, cari denge, enflasyon ve finansman koşulları üzerinden makroekonomik bir test anlamına gelir. Savaşın süresi burada belirleyici olacaktır. Kısa süreli bir şok yönetilebilir. Uzun süreli bir fiyat artışı ise para politikası ve maliye politikası açısından zorlayıcı bir denge gerektirir. Bu tablo, modern jeopolitiğin ekonomi üzerindeki etkisini açık biçimde gösterir. Savaş cephede başlar, fakat bilanço kalemlerinde hissedilir.''

İran üzerindeki baskı, enerji düğümlerini kontrol altında tutma mesajı taşıyor

Prof. Dr. Metin Duyar, bu noktada savaşın askeri değil, ekonomik boyutunun daha belirleyici olabileceğini, ABD açısından İran üzerindeki askeri baskının, aynı zamanda enerji düğümlerini kontrol altında tutma mesajı taşıdığını vurguladı.

Küresel enerji hatlarının güvenliğinin, dolar merkezli finansal sistemle doğrudan bağlantılı olduğunu anlatan Duyar, enerji fiyatlamasının dolar üzerinden yapıldığını, bu yapının, askeri güç ile ekonomik düzen arasında tarihsel bir bağ kurduğunu söyledi.

Duyar, Çin açısından ise askeri karşılık verme yerine, ekonomik dayanıklılığı artırmanın rasyonel göründüğünü, alternatif enerji anlaşmaları, yerel para birimi üzerinden ticaret ve rezerv çeşitlendirme stratejilerinin bu nedenle önem kazandığını ifade ederek, konuşmasını şöyle tamamladı:

''İran merkezli savaşın ekonomik etkisi henüz tam ölçülebilir değil. Ancak ilk günlerin gösterdiği tablo açık, enerji fiyatları dalgalanıyor, merkez bankaları temkinli, yatırımcılar güvenli limana yöneliyor. Küresel ekonomi kırılgan bir denge üzerinde ilerliyor. Modern çağda savaş yalnızca askeri cephede kazanılmaz ya da kaybedilmez. Savaşın asıl etkisi, fiyatlarda, faizlerde ve büyüme projeksiyonlarında ortaya çıkar. Eğer çatışma kısa sürede kontrol altına alınmazsa, küresel sistem yeni bir enflasyon dalgası ve büyüme yavaşlamasıyla karşı karşıya kalabilir.''

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 egitim-ogretim.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.