Avrupa’da ve Dünyada Popülist Söylemler Artıyor

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM)-Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi, "Almanya'daki Popülist Eğilimler ve Göçmen Türkler" konulu panele ev sahipliği yaptı. Panelde konuşan İPM Direktörü Fuat Keyman, yabancı fobisinin gelişmiş ülkelerde de ortaya çıktığına dikkat çekerken, Almanya Federal Meclisi eski vekili Özcan Mutlu, Almanya’da yaşayan nüfusun yaklaşık %20’sinin göçmen olduğundan hareketle 16 milyon insanın günlük hayatının bu durumdan etkilendiğini belirtti

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM)-Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi,"Almanya'daki Popülist Eğilimler ve Göçmen Türkler" konulu panele ev sahipliği yaptı. Panel, İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Fuat Keyman ve Mercator-İPM Kıdemli Araştırmacısı ve Almanya Federal Meclisi eski vekili Özcan Mutlu’nun katılımıyla gerçekleşti.

 

Panelin açılışında konuşan İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Fuat Keyman, toplumlarda haklar ve özgürlükler yerine güvenlik ve ekonominin öne çıkarıldığı bir dönemden geçildiğini söyledi. Keyman, ABD'de de Trump'ın seçilmesi ve yönetim tarzı, aynı zamanda Avrupa Birliği üyesi olan Macaristan ve Polonya ile İtalya'da özellikle göçmen konusunda yaşananları örnek gösterdi. Keyman, şöyle konuştu:

 

"Sadece Türkiye, Polonya, Macaristan, Hindistan’da değil aynı zamanda Avrupa’nın gelişmiş demokrasilerinde ve Amerika gibi ülkelerde de gördüğümüz demokrasinin içini boşaltma temelinde oluşan, “popülizm”, “rekabetçi otoriterlik”, “demokratik otoriterlik”, “illiberal otoriterlik” dediğimiz bir süreçten geçmekteyiz.

 

Fareed Zakaria, illiberal demokrasi hakkındaki kitabında bunu demokrasiden bir sapma olarak ortaya koymuş fakat bazılarına göre günümüz liderleri bunu bir proje olarak görüyorlar. Hak ve özgürlüklerden daha çok hizmetler, güvenlik ve ekonomi alanındaki risklere hızlı yanıt vermeler olarak kendini gösteren bir dönemden geçiyoruz. Oryantalist bir bakış açısından değerlendirildiğinde Türkiye, Hindistan, Brezilya ve Venezüella gibi ülkelerde bu tarz eğilimlerin görülebilir olduğu sonucu çıkartılır çünkü bu ülkeler gelişmiş ülke değildir ya da demokrasilerini tamamlayamamışlardır.Fakat burada ilginç olan Avrupa Birliği üyesi Almanya, Hollanda ve gelişmiş ülke kategorisindeki Amerika’da da illiberal demokrasi kavramını bir proje olarak alan liderlerin ve yönetimlerin güçlenmeye başladığını görmemizdir.Bazı ülkelerde bunlar yönetimdeler, bazılarında da Almanya gibi muhalefet partisi olarak güçlenmekteler. O yüzden de bu popülizm adı altında değerlendirdiğimiz süreci ciddi olarak masaya yatırmak gerekiyor. İlliberal demokrasiyi bir proje olarak almanın meşruiyeti nasıl sağlanıyor diye baktığımızda birkaç kavramın gelişmiş ülkelerde de ortaya çıktığını görüyoruz.Bunlar genel olarak farklı olana karşı geliştirilen korkular olarak kendini gösteriyor; yabancı fobisi, göçmen fobisi ve İslam korkusu. Bu bağlamda Türkiye’yi ve Almanya’yı birlikte düşünüp ele almak gerekir.“

 

Almanya’da yaşayan 16 milyon insanın günlük hayatı ayrışmadan etkileniyor

 

Almanya Federal Meclisi eski vekili Özcan Mutlu, "Birçok ülkede son yıllarda demokrasi, eşitlik kavramları sorun olarak görülmeye başlıyor. Avrupa'dan bakarsak Macaristan, Polonya ve İtalya; global olarak baktığımızda ise Brezilya'nın son seçimlerinde iktidara gelen başkanın söylemleri, bizim düşündüğümüz tarzda demokratik bir topluma çok çok uzak" dedi. Mutlu, Avrupa’nın başka ülkelerinde de görülen popülist eğilimlerin Almanya’da 2013’te kurulan aşırı sağ parti AfD‘nin (Almanya için Alternatif) liberal mülteci haklarını kaldırmayı hedefleyen popülist söylemleriyle Alman toplumundaki ayrışmayı daha da arttırdığına dikkat çekti. Mutlu, Almanya’da yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 20’sinin göçmen olduğundan hareketle 16 milyon insanın günlük hayatının bu durumdan etkilendiğini belirtti.

 

Mutlu, bugün Federal Almanya´da yaklaşık 3 milyon Türk vatandaşının yaşadığını, nerdeyse yarısının Alman vatandaşı veya çifte vatandaşlığa sahip olduğunu, Türk vatandaşlarının toplumun sanat, spor, iş dünyası ve siyaset gibi her alanında başarılı olduğunu ve şu an Alman Federal Meclisi’nde aralarında Bakanlık yapmış olan 15 Türkiye kökenli milletvekilinin görevde olduğunu ifade etti.

 

 

Mutlu“Almanya’da bugün 80 bin Türk işletmesi var ve bu işletmeler 900 bin kişiye istihdam yaratıyor. Günümüzde gittikçe artan ve toplumun farklı kesimlerine yönelik ırkçılığa varan söylemlerden maalesef Almanya’da yerleşik Türk Toplumu da son derece huzursuz.Almanya bizi hep öcü olarak, Türkiye de bizi uzun yıllar döviz makinesi olarak gördü, şimdi de beşinci koloni olarak kullanmaya çalışıyor. Bizim göç hikayemiz çok büyük bir başarı hikayesi ama bunu Almanya henüz kavramış değil” dedi.

 

Süper Seçim Yılı 2019

 

 

Özcan Mutlu, Almanya'da hem Şansölye Angela Merkel'in hem de siyasi tarihin gidişatı açısından 2019'u 'süper seçim yılı' olarak tanımlayarak, ülke ve bölgede etkili olacak seçimleri şöyle sıraladı:

-26 Mayıs/ Bremen Parlamentosu seçimleri.

-26 Mayıs/ Avrupa Parlamentosu seçimleri.

-1 Eylül/ Brandenburg ve Saksonya eyaletleri seçimleri.

-27 Ekim/ Thüringen seçimleri.

 

Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının hayatlarının hiç bir zaman kolay olmadığını ifade eden Mutlu, 2019’da aşırı sağ kanadın istediği sonucu alması durumunda olası sonuçları şöyle sıraladı:

 

- Şansölye Merkel´in siyasi hayatı olumsuz etkilenir.

- Koalisyon hükümeti bitmesi ve erken seçim olasılığı doğar

- Müslüman Karşıtlığı ile bilinen sağ partide İslam düşmanlığı artar

- Almanya’da yasayan yaklaşık 3 milyon Türk Vatandaşı için iklim daha da zorlaşır.

 

Kaynak MENA Stratejik İletişim

689
Okunma